Yapay Zeka Sinemayı Bitirir mi?
Hayatımızın her alanında kendini gösteren yapay zeka araçları sinema endüstrisini de tehdit ediyor mu? Zaten zorlu çalışma koşullarıyla mücadele eden set işçilerinin istihdam durumu tehlike altında mı? Bu soruları farklı bir perspektiften yanıtlamak için yüksek bütçeli Bollywood prodüksiyonlarında yönetmenlik deneyimi kazanmış, uluslararası sinema endüstrisinin içinden bir isim olan yönetmen Uğur Balkan Metel ile konuştuk.
Uğur Balkan Metel şöyle yanıtladı:
"Sektörün küresel anlamda geldiği tablo ortada. Sinema, bir sanat dalı olarak her zaman varlığını koruyacaktır. Ancak şunu söyleyebilirim: Film setleri son derece kalabalık yapılardır. Birbirinden bağımsız birimler, kendi sorumluluk alanları içinde ortak bir amaç — yönetmenin hayali — doğrultusunda tam senkronize hareket eden ve sürekli yüksek kalori harcayan tek bir vücut gibidir. Tek bir sahneyi çekebilmek için bir kamyon dolusu ışık ekipmanı, ışık ekibi, beş kişilik kamera ekibi, görüntü yönetmeni ve 100 ila 150 kişilik set ekibinin; oyuncuların saatlerce süren hazırlığının ardından ancak kayda geçebildiğini görüyoruz. Her şey yolunda gittiği günlerde filmde kullanılacak yalnızca birkaç dakikalık görüntü çekebiliyoruz.
Profesyonel ekipmanların kira bedelleri günlük, hatta bazılarının saatlik olarak hesaplanıyor. Ekip maliyetlerine lojistik giderler eklendiğinde haftalık ve aylık rakamlar ciddi boyutlara ulaşıyor. Oysa günümüzün profesyonel yapay zeka video yazılımları ile aynı kamerayı seçerek, aynı ışığı tanımlayarak, aynı lens tercihlerini yaparak; cable cam, techno crane, şaryo, Russian arm gibi sinema ekipmanlarını sahneye dahil ederek aynı görüntüyü elde edebiliyoruz. Önce yapay zekaya uyumlu kameralar çıktı, ancak öyle bir noktaya geldik ki AI video teknolojisi o kameraları da işlevsiz kılmaya başladı diyebilirim.
Bazen oyuncular bile gerçek olup olmadığını ayırt edemiyor. Nitekim geçenlerde Venedik'te oluşturduğum moda odaklı bir reklam filmi sahnesinde AI kadın karakter o kadar gerçekçi çıktı ki eşime 'Çok güzel bir kadın değil mi?' dediğimde gerçek bir model kullandığımı sanarak bana tepki verdi. Bunlar işin teknik ve biraz da mizahi yansımaları tabii.
Sorunuzun doğrudan cevabına gelecek olursam: Hem evet hem hayır. Bugün dünyanın en ünlü yönetmenleri hâlâ eski usul makaralı, negatif filmli kameraları tercih ediyor. Sektörün büyük isimleri, Türkiye'de ve Avrupa'da dizi ve sinema prodüksiyonlarında yaygın biçimde kullanılan son nesil dijital video kameralarını bile henüz tam anlamıyla benimsemiş değil. Bu tablo karşısında yapay zekanın sektörü kısa vadede elimine etmesi güç görünüyor. Ancak şunu özellikle vurgulamak isterim: Teknoloji inanılmaz hızla ilerliyor. Birkaç aylık süre zarfında bile AI video alanında çok büyük gelişmeler yaşandığına bizzat tanıklık ediyoruz.
Biz, tercihimiz olduğunda özellikle reklam filmlerinde müşterilerimizi AI üretimlere yönlendiriyoruz; çünkü çok daha ekonomik bir şekilde aynı görsel kaliteye ulaşabiliyoruz. Sektörde istihdam sorunlarının bu nedenle artmaya başladığını üzülerek gözlemliyorum. Doğru kullanıldığında AI'ın avantajları son derece fazla. Yakın gelecekte oyuncuların yalnızca yüz kullanım haklarını projelere kiralayacağını, yapımların büyük ölçüde masa başında yönetmenler tarafından üretileceğini öngörüyorum. Sanatsal filmler bu dönüşümden belki en son etkilenecek alan olacak; ancak ticari sinema da bu teknolojiden payını alacak gibi görünüyor."